Psikolojik rahatsızlıkların en baş edilmesi zor olanı, ömür harcatanıdır. Bir kadını baz alarak konuşursak doğurganlığını, saçlarını, dişlerini, tırnaklarını kaybetme riski ile vücudun fonksiyonlarını yerine getiremeyip dönüşü olmayan kalıcı hasarların temelli bünyeye yerleşme tehlikesi en tehditkâr yanlarını oluşturur. Sanıldığının aksine bu hastalar, kendi vücut imgelerini ve beyinlerinin ye! komutunu algılayamazlar. Beyinleri bu konu üzerinde adeta kilitlidir. Açtırlar hem de çok açtırlar ancak yiyecekleri her lokmayla kendilerine ihanet ettiklerini, alacakları her damla yağ ile şişmanlayacaklarını düşünürler. zaten burada esas olan korkudur daha güzel görünmek için değil aynada kendini kemik yığını olarak görebilmek içindir bütün mücadele. Aksini görmek korkutur anoreksikleri hem korkutur hem de tartı kucaklarında gezerler. Besinler üzerinde takıntılı derecede düşünürler. Ölçerler biçerler. Yedikleri zeytin sayısı ve çay içilen bardağın büyüklüğü bile bu hesaba girer. Tüm gün ufak bir salatalık parçasıyla ya da bir kahve fincanı portakal suyuyla durup bünyelerine işkence edebilirler ya da çok yedikleri bir dönemin ardından uzun saatler yemeyerek ağırlıklarını sağlıksızca dengelemeye çalışırlar. Psikolojik destekler tam iyileşme sağlayabilir ama bu oran düşüktür çünkü hastalık çoğunlukla kendini tekrarlar.

anoreksiyaAileden, arkadaşlardan gelecek destek bu dönemde kişi için altın değerindedir. Çoğu hasta yakını ilk başlarda hastanın beyninin oyununa gelmiş olduğunu kabullenemez. Bu zayıflık tutkusunun dayaklık olduğunu, yememelerinin şımarıklık olduğunu düşündükleri için desteklerini esirgerler, tepki gösterirler yakınlarına. Bu hatalı davranış yerine sorunun kaynağı araştırılmalı ve elden geldiği kadar hastaya anlayışlı ve sabırlı davranılmalıdır. Kısa sürede iyileşme beklenmemelidir. Bu hastalığın en belirgin yönü genetik olması ve ebeveynlerin bilhassa sorunlu anne-kız ya da sorunlu anne-oğul ilişkilerinin hastalığı tetiklemesidir. Elbette görsel-işitsel medyanın payı da vardır. Rol model olarak sunulan kişiler özellikle birçok genç kızı yanlış yönlendirmektedir. Ayrıca sporcular, dansçılar, aktörler, balerinler gibi az vücut ağırlığıyla daha iyi performans göstermek isteyen kişilerde de bu talihsiz yeme bozukluğu türüne rastlanmaktadır.