Televizyon programlarının izlenme sıklığı ile ilgili verilere bakıldığında % 86.2 ile “yerli diziler” ikinci sırayı almaktadır. halkımızın ezelden dizi meraklısı bir haleti ruhiye müptela kılınması sonucunda gelinen nokta içler acısıdır. Diziler için kendini ekran başına kilitleyen bireyler yanında tekrar bölümleri dahi kaçırmayan insanlar müşahede etmek mümkün.

Dizi tutkusu ile melankolik(?) bir seyir çizen insanlar dizi karakter(siz)leri ile yatıp-kalkmaktadır. Akşam izlenen dizinin kongresi sabah konu-komşu ile yapılmadan geçirilen gün ise büyük kayıptır. Dedikodudan, gıybetten daha evladır seslerini işitir gibiyim, zaten doğru bir tespitte olur. Ancak dizilerin bünyesinde barındırdığı ve yazmakla tüketemeyeceğimiz izansızlık, ahlaksızlık, edepsizlik, hayasızlık, çirkeflik….. gibi hususları da bir kenara bırakamayız.

Halkın büyük teveccühünü kazanan bir dizi karakterini inceleyerek başlaya biliriz. Dizi karakterinin adı önemli değil, sanı önemli. Sanı ise kadın düşkünlüğü ile anılır olmuş. Dizi boyunca kaç kadınla birlikte olduğu belli olmayan kahramanımız galiba üç ayrı kadından üç ayrı çocuk sahibi. Galiba deyişimizin nedeni üçten fazlada olabilir olmasında kaynaklanmaktadır. Kahramanımız, burjuva sınıfına mensup bir genç. Genç olmasına rağmen baya maharetli ki üç çocuk sahibi olmuş, üç ayrı kadından. Bunun yanında bütün kadınlar ona hayran yani “elini sallasa ellisi”. Bu sözü söyleyen ne kast etmiş bilinmez ama kadınları kendine köle eden bir kişi için kullanılıyor olması karşısında aklı başında her erkek itiraz etmelidir. Erkek yakışıklı olabilir. Allah her insana güzellik bahşetmiştir. Ancak durum bizim senaristlerin pireyi deve tapması kadar olağan üstü değildir. Aslında buna önce kadınların itiraz etmesi gerekir. Zannetmiyorum ki bizim kadınımız bu kadar “yakışıklı herif” meraklısıdır.

Bizim senaristlerimizin dünya yaşadığı şüphelidir. Eğer dünyada yaşıyor iseler galiba ciddi psikolojik sorunları var. Dizilerde yansıttıkları hayat, toplu o kadar gerçek dışı ki ütopik kavramını ilk kullananlar bile bizim dizilerimiz karşısında şaşırırlar. Kahramanımız kendine aşık olan kadınlar karşısında seçim yapma sıkıntısı yaşarken ailesinin konumu ise çok manidar. Aileye bak, kerhaneye bak fark etmiyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Aile içindeki çirkeflikler yanında çocuklarına “sana bin kadın feda olsun” edası ile destek çıkmaları ise bir hayli izan dışı. Boşuna dememişler “eşeği anırtan mangırıdır” diye.

Başka bir diziye geçiyoruz ki dizi bulma konusunda hiç sıkıntı yaşamıyoruz. Bu dizide kahramanımız iki tane. Birisi züppe( kavat) diğeri ise zampara. Hoşlandığı bütün güzel kadınlarla birlikte olmak hayli zihin parçalayıcı bir fantazi gerektiriyor. Şunu tavsiye etmek gerek ülkemizdeki araştırmacılara, özellikle psikologlara; “Türkiye’de çekilen yerli dizi senaristlerinin hale-tül melali nedir?” konulu çalışmalar yapsınlar. Gerçekten bir hayli zorlanıyorlardır senaristler. O kadar fantazi, dram, gerilim, acayip garaip durumlar, öyle sıradan insanın üstesinden geleceği işlerden değil. Yani bu kadar sapık düşünceyi ve olayı düşünmek her hafzalanın kaldırabileceği bir yük değil. Kahramanlarımız için aslında söylenecek çok fazla söz yok; sapık, cazibe merkezi, istediğini yapan ama bedel ödemeyen, uçkuru için düştüğü zorluklardan bir çırpıda kurtulan ancak, bütün yanlışları dururken yaptıkları güzellikler yüzünden başları belaya giren tipler.

Empoze dilmeye çalışılan düşünceler ise kafa patlatır mahiyette. İnsan elinde imkan olsa, dizilerin ocağına incir ağacı dikmek için üst düzey ceh-ü gayret gösterir. Neymiş efendim (1) hayatın merkezinde sex varmış, (2) herkes istediği kişi ile istediği gibi ilişki yaşayabilirmiş, (3) aile sadece yanlışları örtme kurumu imiş, (4) arkadaşlar aldatmak için varmış, (5) kadınlar erkeğin önünde eğildiği putlar imiş, (6) dünya zevk-ü sefadan ibaretmiş, (7) insanı koruyan, kurtaran değerler ise kendinden başkasını düşünmeme, merhamet etmeme, sevgiyi tek gece için kullanma, saygıyı ailene bile göstermemekten ibaretmiş. Yazık bize ki dizi izliyoruz. Yine yazık bize ki kumandayı elimizden düşürmüyoruz. Defaatle yazık bize ki yan gelip yatıyoruz…? Niçin mi?

15-20 yaş grubundakilerin izleme açısından en yoğun tercih ettiği program türü yerli dizilerdir.(20.say)(2)

Ankete katılan denekler açısından yayınlarda rahatsız olunan görüntüler araştırıldığında, sıralama % 69.3 ile “şiddet görüntüleri”, % 63.2 ile “müstehcen görüntüler” ve % 59.3 ile “tecavüz mağdurlarının görüntüleri” şeklinde ortaya çıkmaktadır.(21.say)(2)

Çelişkiye bakın, çelişkinin alası burada yatıyor. Madem şiddet var, müstehcenlik var, tecavüz var niçin izliyorsun? Kendin izliyorsun, çoluğuna-çocuğuna izletiyorsun, hatta dizi izleme matineleri düzenliyorsun. Madem rahatsızsın niçin RTÜK’ü hiç arayıp-sormuyorsun?