İnsanlar, sürekli etraftaki birçok şeyle bağlantılı ve etkileşimde olan varlıklardır. Bu nedenle aslında insanların, görülmese bile etraftaki birçok şeyle, sürekli olarak bilgi alış verişi mevcut. Bu nedenle insanlar, sürekli bir bilgi yüklemesine maruz kalmaktalar. Çoğunlukla, okul dönemlerinde çocuklar, bu bilgilere daha çok maruz kalıyorlar. Esas olan, bu bilgilere maruz kalırken, bu bilgileri bir yandan ise kavrayarak, akılda sürekli olarak kalmasını sağlamaktır. Bu nedenle aslında, bilgilerin etrafımızda olup olmaması inanları pekte ilgilendiren bir durum değildir. Bu durumlar içerisinde en önemli olan mesele, aslında bu bilgilerin tamamını olmasa bile en azından bir kısmını kavrayarak, daha sonrasında kendi lehimize kullanmaktır.

1.Bilgilerin Yoğunluk Derecesinin Etkisi

Bilgiye maruz kalan insanların aslında, ne kadar bu bilgiye maruz kalırlarsa o denli o bilgiyi kavrayacakları aşikâr. Kavrayış sırasında bilginin insanlara olan etkisi, oldukça önemli bir yere sahip. Bilginin yoğunluğu aslında, arttıkça insanlarda o denli bu bilgiye olan yaklaşımı azalabilir. Çünkü bilgilerin yoğunluk ve zorluk dereceleri arttıkça, insan beyni bunu anlamadığı sürece salgıladığı hormonlar ile beraber insanları bu bilgiyi kavrama miktarını etkileyip, insanları bir süre sonra bıktırabilirler. Böylece bilgi yüklemesi sırasında, kişilerin bilgi alma yetenekleri de önemlidir.

2.Kavrayış Yeteneklerinin Farklılıkları

Bazı insanlar bilgileri kavrama sırasında, oldukça kolay bir yapıya sahipken bazıları ise oldukça zor süreçlerden geçmesi gerekli olabilir. Bilgileri kavrayış, birçok yönden insanın kendisini geliştirmesi yoluyla mümkündür. İnsanlar, kendilerini geliştirdikleri sürece bu kavrayış süreci daha da hızlanabilir. Kitap okumak, beyin oyunları oynamak, beynin aktivasyonunu hızlandırır ve kavrayış hızı ile yeteneğini arttırır. İnsanlarda bu aslında, geliştirilebilir bir durum olması dolayısıyla, bu kavrayış yeteneği, genetiktir. Ve insanların beyin kıvrım miktarıyla alakalı bir durumdur.